Ağustos 30, 2010

Tavşanın Doktora TEZİ

Tez

  Bir Tavşan önüne bir daktilo almış, tak tuk tak tuk birşeyler yazıyor.
  Oradan geçen bir Tilki:
  - Hey Tavşan, ne yazıyorsun?
  - Doktora tezimi yazıyorum.
  - Ha öyle mi, çok güzel, ne hakkında?
  - Tavşanların Tilkileri nasıl yedikleri hakkında.
  - Yok canım, olur mu öyle şey, hiç Tavşanlar Tilki yerler mi?
  - Olur canım, gel istersen, sana ispat edeyim.
  Beraberce Tavşanın yuvasına girerler. Biraz sonra Tavşan tek başına çıkar ve yine daktilosunun başına geçer, tak tuk birşeyler yazmaya devam eder.
  Daha sonra oradan geçen bir Kurt, Tavşanı görür.
  - Hey Tavşan, ne yazıyorsun?
  - Doktora tezimi.
  - Ne hakkında?
  - Tavşanların Kurtları yemesi hakkında.
  - Yayınlamayı düşünmüyorsun herhalde, buna kim inanır?
  - Gel istersen göstereyim...
  Yine beraberce yuvaya girerler. Tavşan biraz sonra tek başına dışarı çıkar.
  Tavşanın yuvasını merak mı ettiniz? Manzara şudur:
  Bir köşede Tilkinin kemikleri... Bir köşede Kurdun kemikleri... Diğer köşede ise bir Aslan, kürdanla dişlerini temizliyor!

  ANAFiKiR VE SONUÇ:


  Doktora tezi yapmak için tezin (ERGENEKON) önemi yoktur.
  Konunun (Ulus devleti parçalayıp uydu din devletine dönüştürmek) da önemi yoktur.
  Önemli olan, tez danışmanındır (ABD).

  Hadi tavşanı da siz bulun...


(E-postaların bir tanesinden bir hikayedir.)

Ağustos 18, 2010

Okunanlardan Notlar

Ergenekon operasyonları dediler. 
Nato ordusu olmayan ordularımız 3. Ordu ile Ege Ordusudur.  Bu ordular silahlari ülkemizde üretilir. NATO dan alinmaz. Deniz Kuvvetleri de buradaki kuvvetleri KIBRIS yüzünden destekliyor. 
Yayın üstüne yayin. Sonra kimler Genel Kurmay Kadrosu oldu. 28 Subatcilar. Gercek darbeciler.  ABD ülke savunmasinda olan subaylarin komutaya gelmesine istemedi.  
Ordumuz yilda 25 milyar dolar ABD veriyor. Silahlar aliniyor. Oralardaki tatli komisyon, aracilar ile dev asa ranttir.

18.08.2010 tarihli bir mailden.. bilge taha devrim

Ağustos 10, 2010

ATATÜRKÇÜ DEĞİLEM, HER GELENE EĞİLEM

Önce Ülkemizdeki Atatürkçü çabaları ve kişileri bir sıralayalım ki, ne dediğimiz daha iyi anlaşılsın.
1- Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı’na ötelenmesi ile birlikte ülke yönetimine talip olan Cumhuriyet Halk Fırkası, Ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı yöneticileri,
Cumhuriyetin ilk yıllarında, yapılan Kemalist Devrimi geliştirmek yerine politik mücadele içine girmişler, ülkenin elindeki kısıtlı kaynakları verimli kullanamayarak ülkemizin iktisadi kalkınmasında yavaş davranmışlardır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı yöneticileri Atatürkçüdür.

2- Krizden çıkamayan Cumhuriyet Halk Partisi, kendi içlerinden muhalif görüşte olanların başka bir partiye kaydırılması suretiyle daha Amerikancı bir siyasete, dolayısı ile Amerikancı bir şahsiyete yol vermişlerdir. Bir çiftlik ağası olan Adnan Menderes, Amerikan mandasının ülkemize gelip gelişmesini sağlamıştır. Alınan krediler ile ülkeyi Emperyalistlerin kucağına atmış, ikili oynamaya kalkıp Sovyetlere yanaşırken, bir darbe ile devrilmiştir. “Odunu aday yapsam, mebus seçtiririm” veciz sözünün, halka bakış açısındaki dışa vurum ile ne olduğunu beyan etmiştir aslında.
Adnan Menderes’de Atatürkçüdür.

3- Menderes’ten sonra siyaset sahnesine bir mühendis getirilmiştir. Morison tarafından eğitilen Morison Süleyman ismi ile anılan Demirel, daha halkçı görünmek için isim değiştirmiştir. O andan itibaren ‘çoban Sülü’ olarak anılmıştır. Çoban Sülü, uygulamaları ile özgürlüğün çanına ot tıkamış, hem muhtıraların hem de darbelerin götürdüğü ve sonra mucizevi şekilde geri getirdiği bir şahsiyet olmuştur. Protesto gösterilerinin nedenlerini araştırıp çözüm bulmak yerine, ‘yollar yürümekle aşınmaz’ veciz sözünü söylemiştir.
Süleyman Demirel Atatürkçüdür.

4- Süleyman Demirel döneminde dünyada gelişen Sol-Sosyalist hareket, Türkiye’de ABD çıkarları için ciddi bir tehdit haline dönüşmekteydi. Ülkemizin çıkarlarının Amerika tarafından baltalandığını, halkın Amerika tarafından sömürüldüğünü gören öğrenci gençlik Amerikan hedeflerini vurmaya başlayınca ‘Kahraman Ordumuz’(!) bu gidişata son vermek istedi. Tam bir solcu avı yapılarak öğrenci gençlik katledildi.
3′e 3 prensibi ile Deniz Gezmiş Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamına karar verildi, karar meclis’te onandı.
Bu gençleri yargılayan Ali Elverdi ve sıkıyönetim komutanları, başta Faik Türün Atatürkçüydü.

5- 1972 yılında sol ezildi ancak bu etki ters tepti. Türkiye’de Devrimci hareket hızla gelişiyordu. Derken derin bazı güçler tarafından ‘ülkeyi Komunistlerden korumak’ için karşıt grup inşaa edilmeye başladı. 1960 ihtilalinin Komutanlarından Albay Alparslan Türkeş önceriliğindeki MHP ve Ülkü ocakları, onların hemen yanında MTTB ve MSP Gençlik kolları örgütlenmeleri başladı. MTTB denilince ne olduğunu anlamak güç olacaktır. Hani Erdal Eren ve diğer idam edilen gençler için ağlayan bir yöneticimiz vardı. Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız bu birliğin üyesiydi. Bakmayın ağladığına, o dönem o kişilere karşı mücadele etmekteydi.
Ülkedeki sağcı ve solcu öğrenciler birbirlerine girince, mücadele Anti Emperyalist savaşımdan ziyade, sağ sol kavgasına odaklandı.
Sol ve Sağ içinde şiddet yanlısı gruplar oluştu. Solda Dev Yol, Dev Sol, İDOD, İYÖD gibi dernekler, sağ kanatta Ülkü Ocakları, MHP Gençlik Kolları, TİT gibi örgütler türedi. Her ne hikmetse 12 eylülden sonra örgütleyicileri yakalanamadı. Tabii darbe gerekçesi vardı ama suçlu yoktu, Askeri cunta kimi bulduysa yakaladı, insanlar idam ile yargılandı, büyük cezalar aldı. Erdal Eren isimli bir genç yaşı büyütülerek asıldı. Ülkücü bir gencin idamından yıllar sonra suçsuz olduğu anlaşıldı.

Bu darbenin tertipçileri ve Amerika tarafından ‘bizim çocuklar’ diye nitelenen uygulayıcısı da Atatürkçü idi.
Uygulayıcı daha sonra ressam olarak anıldı ve Marmaris’ten ahkâm kesmeye devam etti.

6- Aynı dönemin siyasetçisi Necmettin Erbakan, ‘Atatürk yaşasaydı Refah Partili olurdu’ vecizesi ile Atatürkçü olmaya hak kazandı.
7- Liderinin’ İmam Hatipler bizim arka bahçemizdir’ vecizesini geliştiren İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘Camiler kışlamız, minareler süngümüz’ diyerek, halkın neresine vuracağını belli etmişti. Bu şiir yüzünden hapse girdi, köy muhtarı dahi olamayacak durumda iken, Deniz Baykal tarafından Milletvekili yapılarak politikaya iade edildi.
Recep Tayyip Erdoğan’da Atatürkçü idi.

8-Atatürk’ün kurduğu partiyi kapatan Kenan Evren, ‘bu parti tarihe gömülmeli’ diyenAKP’liler de Atatürkçü.
Devrim bir süreçtir, süreklilik arzetmektedir. Kemalist Devrim süreci, kendisini destekleyenler tarafından sürdürülememiş, güdük bıraktırılmış ve Emperyalizm’e teslim edilmiştir.
Bu hatada aslan payı Türk Silahlı Kuvvetlerinindir. Türkiye’de sivil gelişimi, farklı düşünce üretilmesini tehlikeli görmüş, sürekli dayatıcı, buyurgan bir tavrın yanında olmuştur. Gözlerinin ucu ile Askeri izleyen siyasiler ve bürokrasi de kararları ve uygulamaları ile ‘Buyurgan Devlet’ tavrını sürdürmüştür. Devletin memuru, kendisini Devlet sanmıştır.
Nato bünyesinde eğitilen askerler, bu ülkede Sol aydınlanmanın karşısına Amerikan Yeşil Kuşak projesi konulurken seslerini çıkartmamış ve desteklemişlerdir. Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile bu proje, Arapların zapt’ı rapt altına alınması, petrol kuyularının güvenliği anlamına gelen BOP’a dönüştürülürken seslerini yine çıkartmamış, B.O.Projesinde ‘eş başkan’ seçimini AKP Genel Başkanı kazanınca akılları başlarına gelmiştir. Şimdi Dr. Frankeştayn rolü kendilerine uygun görünenler, Ergenekon mahkemeleride yargılanmaya başlanmıştır.
Cumhuriyeti kuran T.S. Kuvvetleri kendisini yenileyemediği, hem askeri gücünü hem bilgisini Emperyalizm’in silahlı gücü Nato’ya endekslediği için, proje ve teknoloji üretemeyen hantal bir ordu olmuştur
Ordu da Atatürkçüdür.

‘Atatürkçü’ kavramı, bana lise yıllarımdaki Resim öğretmenimi hatırlatır hep.
Kendisine öğrenciler ‘resimci’ derdi. O ise buna kızar ve, ” ne öyle resimci diyorsunuz, baloncu gibi” derdi; kulakları çınlasın.

Baloncular, balonlarını satabilmek için, yüksek sesle bağırırlar…
BALONCUUUU! BALONCUUU!
İşte Türkiye’deki Atatürkçüler de Atatürk’ü daha iyi satabilmek için bağırmaktalar. Atatüüüürk! Atatüürk diye. Amaç pazarlamak, ürünün satış şansını arttırmaktır..

Ben Mustafa Kemal Atatürk’ü seviyor ve takdir ediyorum. Mustafa Kemal’i asker, siyasetçi ve insan olarak beğeniyor, hayranlık duyuyorum.
Kemalist Devrimciyim.
Bu nedenle ben Atatürkçü değilim.

Dostlukla   Erdal

SKYMEN.ORG 

Ağustos 07, 2010

Aramızdaki Fark Var - RİFAT SERDAROĞLU

07.08.2010 tarihli “ARAMIZDA FARK VAR” yazısından….

*Biz, oturduğumuz koltuğa “Şeref” verenleriz, şerefimizi oturduğumuz koltuktan alanlardan değiliz.
*Biz, tarih boyunca 16 Türk Devleti kurmuş, Türkiye Cumhuriyeti Devletini de sonsuza kadar yaşatmaya kararlı, binlerce yıllık devlet tecrübesi olanlarız.
*Biz, 2219 yıl evvel kurulmuş  bir orduya sahip çıkmaya and içenleriz.
*Biz, Atatürk’ü sevenleriz, ondan ve fikirlerinden ışık alanlardanız.
*Biz, bu ülkenin bir ağacını dahi isteyenin,şanlı Türk Bayrağımızın yanına başka bayrak dikmek isteyenlerin kafalarına, gök kubbeyi geçirmeye kararlı olanlarız.
*Biz, binlerce yıldır beraber yaşadığımız insanlarımızı ayırmaya, bölmeye çalışan dış güçlerin uşağı-katiller sürüsü-uyuşturucu kaçakçısı-organ kaçakçısı- gaspçı çetenin gerçek niyetini çok iyi bilenleriz.
*Biz, siyaseti halka hizmet için yaparız. Villalar-Gemiler-Pırlantacılar- Medya Grupları-Rafineri sahibi olanlardan değiliz. Biz çiftlik satar siyaset yaparız, siyaset yapıp Kuşadası’nda  yardımcımızın üstüne çiftlik almayız.
*Biz, Allahtan korkar, kuldan utanırız. Ekmek yediğimiz bu vatanı aziz biliriz. Bu vatan için seve, seve can veririz. Torpille oğlunu askerlikten kaçıranlardan değiliz.
*Biz Lâik Cumhuriyet ve Kubilay deyince içi titreyenlerdeniz, Kubilay’ın kafasını kesenlerin torunları olmakla iftihar edenlerden hiç değiliz.
*Biz para ile toprak satın alınabileceğini, ama asla “Vatan” satın alınamayacağını bilenleriz.
*Biz, Pozitif hukuka,tek eşliliğe, Laik Cumhuriyete, Sosyal Hukuk Devletine, aydınlığa, çağdaşlığa, çalışmaya, ilerlemeye, zenginleşmeye, inancımızı sadece Allah rızası için yaşamaya karar vermiş  bu güzel ülkenin özgür bireyleriyiz.
*Biz, kadını eve kapatan, onu köle gibi kullanan, hor gören,dayak atanlardan asla ve asla olmadık, olmayacağız.

Hala kim olduğumuzu anlayamadınız mı?
Biz Ege’nin Zeybeğiyiz, Trakya’nın Horasıyız, Batı Akdeniz’in Teke Zeybeğiyiz, Akdeniz’in Kaşık Havasıyız, Karadeniz’in Horonuyuz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Halayıyız, İç Anadolu’nun Bozkır’ının Halayıyız, Erzurum’un Ata bar’ıyız, Tokat’ın Elliğiyiz, Kuzey Doğu Anadolu’nun Kafkas oynayanıyız.
Biz Anadolu’yuz,
Biz Türkiye’yiz.
Biz, “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü gururla söyleyenleriz.
Biz size benzemeyiz, siz de bizi anlayamazsınız. Onun için “Aramızda çok ama çok fark var”.